HAYATIMI SADELEŞTİRİYORUM.

Merhaba, 

Hayatımı sadeleştiriyorum yada son zamanlardaki popüler kelimelerle ifade edecek olursam; minimalist bir yaşam tarzına geçiş yapıyorum.



Öncelikle neymiş bu minimalizm ve minimalist yaşam? Biraz bahsedeyim. 

Tam olarak Türkçe ifade etmek istersek Sadecilik kelimesini kullanmalıyız. Vikipedi'ye göre; "Minimalizm, modern sanat ve müzikte, kökeni 1960'lara giden, sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akımdır. ABC sanatıminimal sanat gibi tabirlerle de anılır."

Tabiki yukarıdaki çok genel bir tanım. emreçetinblog da ise daha detaya inilmiş; "Kıyafetlerimizden düşüncelerimize, çalıştığımız projelerden günlük düzenimize kadar bir çok alanda sadecilik kavramını yani minimalizmi yakalayabiliriz. Minimalizm (bundan sonra Türkçe karşılığı yaklaşık olarak sadecilik olan kelimeyi kullacağım), sadecilik, nedir? Nasıl bir şey? Hayatımızda nasıl kullanırız? Örneklerle açıklamak istiyorum.
Öncelikle “sade” ile “basit” kelimelerini karıştırmamak gerekiyor. Basit, kullanımı ve içeriği özelliksiz olandır. Sade ise, özellikleri üzerinde düşünülüp, yalınlaştırılmış yani fazlalıklarından(!) atılmış olandır.
Karışık geldiyse şu örnek çözebilir; sadecilik kavramında görünüş, aslında bir değerdir. Yani bir işlevi yoksa, özellik görünüşe eklenmemelidir. Her şey işe yarar, her şeyin bir nedeni vardır. Sadeliği sağlayabilmek için üzerinde ve ayrıntılarda düşünmek gerekir."
Böylece az çok "Hayatımı sadeleştiriyorum" cümlesini içi dolmaya başladı sanırım. Minimalist bir yaşam tarzı benimsemek daha sağlıklı bir vücut, zihin ve yaşam alanı anlamına gelir. Bu yaşam tarzını benimseyen insanlar için ihtiyaç duymadıkları şeylerden kurtulmak, bir zihin boşaltma terapisi gibidir.

Gelelim ben bunu neden yapıyorum sorusunun yanıtına. Yaklaşık olarak 2 yıldır dolaplarım ve içindeki eşyalar bana çok gereksiz görünmeye başladılar. Evimin gereksiz büyük olduğu gerçeğiyle yüzleşmem de birlikte yaşadığım eşimin kardeşleri ve dayımın oğlu gibi hane halkının yavaş yavaş yuvadan uçması ile gerçekleşti. Tüm bunların üzerine de eşimle İngiltere'ye yerleşme kararı aldık ve vize süreçleri vs derken benim valizlerimi alıp Londra'ya gitme durumum gün yüzüne çıktı. 
Bu süreç benim beynimde uzun süredir yavaş yavaş yerini hazırladığım Sade Yaşam fikrinin takvimini de belirlememe neden oldu. Kendi kendime dedimki, "Neden elimdeki herşeyi değerlendirip Londra'daki yaşamımızın ilk gününden itibaren yaşam tarzımı değiştirmiyorum?"

Zaten halihazırda denklemin tüm bileşenlerinde değişiklik olacakken nesnelerin beni yormasına engel olmak ne güzel bir düşünce. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Yanılıyor muyum?
Peki Sade Yaşam Takvimimde neler var?

1. Fazlalıklardan Kurtuldum
Elbette öncelik eşyalarımızın oldu. Yatak odamızdan başlayarak ve oda oda , kategori kategori ilerleyerek; tüm eşyalarımızı elden geçirdim. Bu elden geçirme işlemi sırasında üç ilkeden yararlandım; bu eşya bana haz veriyor mu , bu eşya bana lazım mı ve lazım olacak mı ve son olarak bu eşyayı başkasına vererek savurganlık yapıyor muyum? 
İlk iki ilke açık ve net sanırım. Üçüncüyü biraz açmak isterim. Sırf eşyalarımızı azaltacağız diye yeni aldığımız ve hatta hiç kullanmadığımız bir şeyi yada herhangi bir eşyamızı vermek; eğer 2 hafta yada 3 ay sonra yeniden gidip yeniden satın alacaksak savurganlıktır. Bir de benim durumumda bir küçük nüans farkı daha var. Eğer ben İngiltere'ye eninde sonunda götürebileceğim sadece zaman konusunda acelem olmayan bir şeyi verirsem de savurganlık yapmış olurum. 
Ama şuna inanabilirsiniz, bu üç ilkeye uyarak tüm fazla eşyalarımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdım ve hala da ulaştırıyorum. 
2. Telefonumu ve bilgisayarımı da elden geçirdim.
Uygulama ve dosya çöplüğüne dönüşmüş akıllı aletlerimi gerçek anlamda sadeleştirdim. Kullanmadığım tüm uygulamaları kaldırdım. Arşivlemem gerekmeyen her dosyayı sildim. Arşivimdeki (harici harddiskte tuttuğum) anı dosyaları ve kişisel evraklar dışındaki herşeyi sildim. 

3. Ev eşyaları ihtiyaç ve kontrol listeleri oluşturdum.
Malum Londra'ya gidince muhtemelen eşyalı bir evde yaşamımıza devam edeceğiz. Mutfaktan tutunda, banyoya kadar almamız gereken bir sürü şey olacak. Bu nedenle sade bir yaşamda bize gerekecek eşyaları kategorilerine göre sayıları ile birlikte kontrol listelerin yazdım ki orada alışveriş yaparken gereksiz hiçbir şeye elimiz gitmesin.
4. Yemek !? işine de el attım ama...
Evet madem sade bir yaşam yediklerimiz de sade ve işlevsel olmalı. Bu kısım Londra'da başlayacak olan düzenlemeler içeriyor tabi ki, ailecek her açıdan sade ve efektif bir mutfak ile tanışacağız gittiğimizde.
5. Egzersiz ve sporu yaşamla harmanlayacağız.
Londra her yanı parklarla dolu. Parklarda uzun yürüyüşler ve eğlenceli geziler planlayarak eve kapalı egzersiz düzenimizi sonlandıracağım yağış olmadığı sürece. 
6. Yeni Alışveriş Mottom : AZ, ÖZ, KALİTELİ, İŞLEVSEL OLAN BENİMDİR.
Sadece moda olan bir şeyi alıp 1-2 kez giyip yada kullanıp bir kenara atmaktan, aynı tarz 3-4 ürün satın alıp kalabalık dolaplara sığamamaktan, paramı yanlış harcadığımı sadece ekstre gelince fark etmekten çok sıkılmışım. Son 2-3 aydır yukarıdaki motto ile alışverişe çıkıyorum ve çok mutluyum.
7. “Armağan Ekonomisi”, “Hediye Çemberi”, “Takas Pazarı” gibi kavramları arkadaşlarıma da öğreteceğim.
Bu terimleri özellikle ben burada anlatmayayım, merak eden incelesin ve ne kadar güzel oluşumlarla karşılaştığına kendisi şaşırsın.
8. Tüm sorumlulukları üzerime almam ve toplumun benden beklediği herşeyi yapmam  gerekmediğini öğrendim. 
Evet ben ne istediğini bilen, 35 yıllık iyi yada kötü- az yada çok bir hayat tecrübesine sahip bir bireyim ve dayatmalardan çok sıkıldım. Sade yaşamımda bu dayatmalara da yer vermemek için çabalayacağıma emin olabilirsiniz.
9. Son olarak sahip olduğum herşey için minnettarım. 
Karmakarışık da yaşasam, sadeliğin dibine de vursam; sahip olduğum sağlığa, mutluluğa, huzura ve insanlara bakıp her gün şunu söyleyebilmeliyim; "ÇOK ŞÜKÜR BUGÜNÜME"
Biraz uzun bir yazı oldu kusura bakmayın.
Sevgiler...

Yorumlar

  1. Ne güzel anlatmışsın. Herkes bu yazıdan kendi için çıkarımlar yapabilir diye düşünüyorum. Şahsen ben yaptım. Aaa şunu da yazayım; Picasso'nun bir boğayı sadeleştirme etüd
    t resmini anımsadım ve o etüdü kafamda oturttum. Belki sen de bakmak istersin.
    11 aşamalı bir etüt. Aşağıdaki link ilk aşama. Resme tıklayarak sonraki aşamaya geç ve sonra böyle devam et.
    http://ressamlar.grafiksaati.org/Pablo-Picasso/picasso_resimleri_web_sayfalari/42-80/pablo_picasso_the_bull_state_1_202.htm
    11. aşama ulasılan nokta.
    http://ressamlar.grafiksaati.org/Pablo-Picasso/picasso_resimleri_web_sayfalari/42-80/pablo_picasso_the_bull_state_11_212.htm
    Bir picasso'nun sadeliğine bir de yaptığım tasarımımın karmasasına bak. Hay aksi eleştirenler galiba hakşıymış :(( (öz eleştri 1)
    Eline sağlık sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısaltılmış link 1. aşama
      https://goo.gl/ZklhhQ

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim Abicim. İnceleyeceğim Mehmet yatınca. Selamlar ve sevgiler ��

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fırın Kızmışken : Dolmadan Artan Kabak İçi Değerlendirme ve Beşamelli Tavuk

Maniküre SON !

Fitness ve Pilates :)