Kayıtlar

76. GÜN

Resim
Bugün 2 şeyin 76. günü;

Arkadaşım Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın açlık grevinin ve

Mehmet ve benim Londra'ya gelişimizin.


11 Mart 2017 günü hayatımla ilgili büyük bir adım attığımı zannederken, bana hayatla ilgili büyük adım atmak neymiş gösterdikleri için Nuriye ve Semih'e  teşekkür ediyorum.

Büyük egolarımızın altında ezilmiş hayatlarımızın ne kadar önemsiz olduğunu hissettiriyor bana onların haklı direnişi.

Çünkü 15 Temmuz 2017'den bu yana Türkiye'de KHK'ler ile işinden ve aşından olmuş 100.000'i aşkın insan varken bir avuç insan direniyor yada bu direniş için ölümü bile göze alabiliyor.

Mesela aynı şeyleri ben yaşasaydım, Nuriye ve Semih kadar cesur olamazdım. Nereden mi biliyorum? Rahatım çok yerindeyken kaçmayı tercih ettiğim için tabi ki. Çünkü herkes savaşçı değildir. Herkes direnişçi değildir.

Ama herkes destek olabilir. Ben Nuriye ve Semih kadar cesur, savaşçı, direnişçi değilim. Ancak üç maymunu oynayacak kadar kaypak da değilim kimse kusura b…

İngiltere Güncesi - 5 (Mehmet ve Okul)

Resim
Merhaba



Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu günce özel bir konu ile ilgili. Çünkü buradaki eğitim sistemi ile ilgili öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmam gerektiğini düşünüyorum.

Mehmet gibi okul seven bir çocuğun 1 Mart'tan beri okula gitmediği için ne kadar sıkıldığını ve doğal olarak ne kadar benim üzerimde kaldığını tahmin edersiniz.

2 yaşında 3 yarım günle başladığı kreş yaşantısı, yavaş yavaş artarak Eylül ayından beri 5 tam güne çıkmıştı malum. Bahçeşehir Küçük Adımlar Çocuk Evi'nden ve Mehmet'in sosyal-dil gelişimleri için özel eğitim aldığı Strateji Danışma Merkezi'nden ne kadar memnun olduğumuzu herkes biliyor. Londra'ya gelmeye karar verdiğimiz andan itibaren de çok büyük desteklerini gördük üstelik.

Bu nedenle Okul müdüremiz Fatoş Hanım'a, Filiz ve Ada Öğretmenlerimize, Strateji Danışma Merkezi'nde sabırla bizi dinleyen ve her zaman yolumuza ışık tutan Çocuk Psikologumuz Nur Hanım'a, desteğini her zaman hissettiğimiz ailemizin Psikologu Mukadd…

IngiltereGüncesi - 4

Resim
Merhaba,
Benim için biraz zor geçen bir hafta oldu. Malesef çocuk gibi parkta soğuk metal banka oturduğum için hasta oldum ve iyileşmem zaman aldı. Ama şu an çok iyiyim. Bu durumun diyet yaparken yaşanmış olması ve üstüne bir de aylık periyodumun denk gelmesi tam bir fiyasko oldu. Bu nedenlerle verdiğim 3 kilonun hastalıktan mı diyetten mi gittiğini, vücudumun topladığı ödemin verdiğim kiloya ne kadar yansıdığını bilmiyorum :))) Olsun yine de 6 günlük diyeti -3 ile tamamladım ve sağlıklı beslenme-aburcubur yok yöntemi ile yoluma devam ediyorum.
Benden haberler bu kadar ama güncemiz devam ediyor elbette ;)
* Sevdiklerim 
1- Umumi tuvaletlerin temizliği. Sevdiğim şeye bakın ne kadar enteresan :))) Waterloo Tren İstasyonu'nda ve piknik için gittiğimiz Hampton Court Park'ta tuavaleti kullandım ve ikisi de çok temizdi. Ne yerde tuvalet kağıdı vs. ne de taharet musluğu bile olmayan klozetlerde bir pisliğe rastladım. Üstelik tuvaletler ücretsizdi.
2- Kolayca salata yapabilmek. Açıkç…

Neden İsveç Diyeti Yapıyorum?

Resim
Merhaba,

Balık etli genlere sahip olmak diyetlerle haşır neşir olmak anlamına geliyor ki ben 17 yaşımdan beri ara ara diyet yaparım :) Alışkanlık işte dermişim. Alakası yok tamamen genetik ve psikolojik ;)

Öncelikle şuraya İsveç Diyeti linkini bir koyalım. Bir sürü web sayfasında var olanı bir de biz anlatmayalım.

Ben size neden saldırı (attack) olarak bu diyeti seçtim onu anlatayım.

Öncelikle yılların diyetyaparlığının vermiş olduğu tecrübe ile kendimi tanıyorum ve ben bir diyete başlayacaksam hangi şartlar oluşmalı farkındayım:

1- 80 kilonun üstüne çıkmalıyım (Can alıcı nokta) Çünkü kemik ağırlığım ve boyum nedeniyle bu kilonun üstüne çıkmadan aynada durumu kotarıyorum. (Komik olan 70-85 kilo arasında 40-42 beden olmam. 70 kilonun altına inersem ki 13 senedir daha hiç inmedim :))) üst bedenim değişmez ama alt bedenim 38 e kadar iner. Kemiklerim daha küçük bedenlere izin vermiyor. Hayatımın hiçbir döneminde S-M yada 36 beden bir kıyafetim olmadı.)

2- Kıyafetlerimin bazılarının içind…

Sade Mutfağım

Resim
Merhaba,

Dana önce "Hayatımı Sadeleştiriyorum" yazımda da bahsettiğim gibi Londra'da yaşamaya başlamak benim için sadece bir ülke değişikliği değil, aynı zamanda yavaş yavaş sadeleştirmeye çalıştığım hayatımın (hayatımızın) değişiminin ivme kazandığı bir kısmı.

Bu yazıda sizlere minimalist yaşamak isteyen bir insanın mutfağının nasıl olabileceğini göstereceğim. Başka sade yaşayanlar için fazlalıklarım olabilir ama emin olun ki İstanbul'daki mutfak eşyamın %10'u bile değildir buradaki eşyalarım ve yetiyor da artıyor bile. Üstelik bu eşyalarla 5 kişilik misafir de ağırladım. Demekki az ve öz eşya gayet de iş görüyor.

Resimlerle devam edelim isterseniz.

MUTFAĞIMIZIN GENEL GÖRÜNÜMÜ (Sağdan sola doğru)









MUTFAK EŞYALARIMIZ

Saklama kapları / Blender-Mikser / Kağıt havlu ve mendiller

Kapaksız tavalar

Çatal-Kaşık-Bıçak / Konserve-Şarap Açacağı vs

Tabak-Çanak vs / Alüminyum folyo vs

Tencere-Fırın kabı vs

Maşa-Kepçe-Çırpma Teli vs

Ingiltere Güncesi-3

Resim
Merhaba ,

Güneşli bir haftayı geride bıraktık; bu nedenle de çok gezdik, daha çok şey gördük.

Hadi başlayalım.

* Sevdiklerim

1- Herkesin özgürce giyinmesi. Burada bu giyilir mi, bu tshirtte delik var mı, hava da azıcık açtı diye şort giysem mi giymesem mi, iç çamaşırım görünmesin mi belli bile olmasın bakılınca ... gibi çoğaltabileceğim bir çok kaygı yok insanlarda. Bu benim için hem yeni hem de çok istediğim bir durum. "Ye Kürküm Ye" zihniyetinden bu noktaya geçiş çok da güzel oluyor. Ne giyersek giyelim, nasıl giyersek giyelim, nerede giyersek giyelim; onlar birer kumaş parçası daha fazla birşey değil. Bununla çooooook mutlu olabilirim. Çünkü bana göre yaşamın tamamına yayılan özgürlük , mutluluk getirir.

2- Büyük açık hava otoparklarında yayalar için ayrılmış özel yol olması ve herkesin bu yola saygı göstermesi. 

3- Market, AVM vb yerlerin pazar günü 11.00-16.00(17.00) saatleri arasında, haftaiçi de 20.00'ye kadar açık olması. Herkesin bir yaşantısı ve ailesi var ve ö…